| |
|
-- R --
race -- 1. ırk; 2. yarış (racial = ırksal; racism, racist =
ırkçılık, ırkçı; race horse = yarış atı; racing team = yarış
ekibi)
radiance -- ışıksaçarlık (radiant = parlak, ışıkveren, aydınlık)
(fiil: to radiate; isim: radiation = 1. ışın yayma; 2. bir
merkezden çevreye yayılım)
radical -- kökten
radius -- dairenin yarıçapı (diameter = çap)
rage -- büyük öfke (to enrage = çok öfkelendirmek) (sıfat:
raging = kudurmuşçasına şiddetli; örnek "a raging storm)
raid -- 1. baskın, akın; 2. baskın yapmak veya baskın yaparak
yağmalamak
rainproof -- yağmur geçirmez
raise -- 1. yukarı kaldırmak; 2. artırmak; 3. yetiştirmek
(genelde hayvan; fakat çocuk için de işitilir)
ramifications -- bir olay veya davranışın dallanıp budaklanma
şeklinde yol açacağı/açtığı etkileri
rancid -- ekşimiş, bozulmuş, kokmuş (örnek: "rancid butter")
random -- rastgele, gelişigüzel (random study = rastgele
örneklem yoluyla yapılan araştırma çalışması)
rank -- rütbe, sıra, yatay sıra konumu, saf (saf tutmuş durumda)
(DİKKAT: rankness = sıradanlık, bayağılık)
ransack -- çapulculuk amacıyla altüst ederek araştırmak
rape -- ırza tecavüz (rapist = tecavüzcü)
rapid -- çok hızlı (zarf: rapidly)
raproachment -- yakınlaşma, barışma
rarity -- ender bulunan/rastlanan şey (Dikkat: to rarefy =
yoğunluğunu azaltmak)
rashness -- acele ve tebbirsizce davranma (sıfat: rash; örnek "a
rash decision)
rate -- Türkçe'de "oran" veya "hız"
ratify -- onaylamak (meclis tarafından uluslararası bir
anlaşmayı vb)
ratio -- oran
reactionary -- gerici, mürteci
readily -- kolayca, hemen, seve seve
realm -- ülke, devlet, krallık
reap -- ekin biçmek, hasat yapmak
rear -- arka, geri
reason -- 1. akıl, mantık; 2. neden, sebep (rational = akla
mantığa uygun)
rebate -- 1. indirim, iskonto; 2. bir kısmını geri verme (örnek:
tax rebate)
recession -- ekonomide durgunluk (fiil: to recede: "bizim
bakış noktamız açısından giderek geride/uzakta kalmak")
recipient -- alıcı, alacak olan / alan kişi (fiil: receive)
reciprocal -- karşılıklı (reciprocity = "mütekabiliyet",
karşılıklılık ilkesi)
recite -- yüksek sesle okumak, şiir okumak (recital: 1. yüksek
sesle okuma; 2. müzik sunusu)
reckless -- ihtiyatsızca cesur, pervasız (olumsuz nüans)
recollect -- hatırlamak (isim: recollection)
recompense -- tazmin etmek
reconcile -- uzlaştırarak barıştırmak, razı etmek (reconcliation
= barışma)
recondition -- yenilemek
reconnaissance -- keşif amaçlı harekât
reconstruct -- yeniden inşa etmek veya kurmak
recover -- 1. iyileşmek, eski haline dönmek; 2., yeniden elde
etmek
recrimination -- karşılıklı şikayet / suçlama
recruit -- askere almak, taraftar toplamak
recuperate -- sağlığını yeniden kazanmak, nekahatte olmak
redundant -- fazlalık, gereksiz, mesaisi boşa geçen (isim:
redundancy)
refectory -- yemekhane
refined -- rafine
reflect -- 1. düşünmek; 2. yansıtmak (reflection = 1. düşünme;
2. yansıma, yansıtma)
refrain (from) -- kaçınmak, kendini tutmak ve uzak durmak
refugee -- mülteci, sığınmacı
refund -- parayı geri vermek
refute -- yalanlamak, çürütmek
regard (as) -- olarak görmek, öyle saymak, öyle kabul etmek
regiment -- askeri alay
regression -- geriye gitme, gerileme
rehearse -- prova etmek (rehearsal = prova) (terzi provası değil
= fitting)
rejection -- red (fiil: to reject)
rejuvenate -- yenilemek ("gençleştirmek" kavramından)
relapse -- 1. nüks; 2. nüksetmek
relay -- naklen yayınlamak
release -- salıvermek
relentless -- acımasız, aman vermez
reliance -- güvenme, itimat, eline bakıyor olma (sıfat:
reliable; fiil to rely on)
relief -- 1. kurtarma; 2. rahatlama, sıkıntının giderilmesi
relieve -- gidermek, rahatlatmak, kurtarmak
religion -- din (religious = 1. dinî; 2. dindar, sofu)
relinquish -- bırakmak, terketmek, vazgeçmek |
|
|
|
reluctant -- isteksiz, tereddütlü (isim: reluctance =
isteksizlik, tereddüt)
remainder -- geri kalanların hepsi / tamamı
remark -- demek (söylemek), belirtmek
remarkable -- dikkate değer ölçüde, sözü edilmeye değer
remedy -- çare, deva (sıfat: remedial)
reminiscence -- hatırlama veya hatırlanan şeyler
remove -- 1. çıkarmak, temizlemek; 2. alıp götürmek, başka yere
taşımak
remnants -- geride kalmış olanlar, bitmemiş olanlar, kalıntılar
remorse -- vicdan azabı
render -- kılmak (örnek: to render smb helpless = çaresiz duruma
düşürmek)
renew -- yenilemek (isim: renewal)
renounce -- vazgeçmek, feragat etmek (isim: renunciation --
yazılışa dikkat)
renovation -- yenileme, eski haline kavuşturma (fiil: to
renovate)
renown -- ün, şan, şöhret, tanınırlık
repeal -- (yasa vb) feshetmek, kaldırmak
repel -- itici olmak, itmek (repelling = iğrenç; repellent = 1.
iğrenç; 2. kaçırıcı/kovucu madde)
replace -- 1. değiştirerek yerine bir başka şey koymak; 2.
eksilen kısmı tamamlamak
represent -- temsil etmek (representation, representative = 1.
temsil edici; 2. temsilci, milletvekili)
reprimand -- paylamak, azarlamak
reprisal -- misilleme
repulse -- geri püskürtmek (repulsive = iğrenç; repulsion = 1.
tiksinti; 2. birbirini itme)
reputation -- ün, şan, şöhret
request -- 1. rica; 2. (kibar emir kuvvetinde) istek, talep
require 1. gerektirmek; 2. istemek (requirements; sıfat:
requisite = gerekli)
rescue -- 1. kurtarma; 2. kurtarmak
resemble -- benzemek, andırmak (resemblance = benzeyiş,
benzerlik)
reservation -- 1. yer ayırtma; 2. şerh, isteksizlik, ihtiyat ve
kuşku
reside -- ikamet etmek (residence, resident, residency,
residential)
residue -- tortu, artık, geride kalanlar
resign -- istifa etmek, ayrılmak (isim: resignation)
resilient -- dayanıklı, esnek
resolve (be resolved) -- kararlı olmak (resolute = kararlı)
resolution -- 1. kararlılık; 2. karar sureti, irade beyanı
resort -- 1. tatil mekanı; 2. (to ile) ---e başvurmak (genelde
başka çare kalmadığı için; örnek: resort to violence)
resource -- kaynak, olanaklar (resourceful = yaratıcı, çare
bulucu)
respect -- saygı (respected = saygın) (respectful = saygı
gösteren, saygılı)
responsible -- 1. sorumluluğunu bilen, sorumlu davranan; 2.
sorumlu (= neden olmuşluk, suçluluk / kabahatlilik)
restraint -- geri tutma, dizginleme, sakinleştirme (fiil:
restrain)
restriction -- sınırlama, kısıtlama
resultant -- sonuçta ortaya çıkan
retire -- 1. emekliye ayrılmak; 2. (yatmak üzere veya özel
işleri için) kendi odasına çıkmak, çekilmek (retirement =
emeklilik)
retrieve -- geri almak
retrospect -- geriye bakmak, maziye bakış (retrospective =
geçmişe dönük)
reunion -- yeniden biraraya gelme
reveal -- ifşa etmek, açığa vurmak, açıklamak
revenue -- gelir (özellikle de devlet gelirleri için)
revelation -- 1. ifşa, ifşaat; 2. vahiy
revered -- saygı gösterilen (fiil: to revere)
reversal -- aksi yöne dönme / döndürme, tersine çevirme (fiil:
to reverse)
review -- !. gözden geçirme; 2. eleştiri yazısı
revise -- gözden geçirmek, revize etmek (isim: revision)
revitalize -- canlandırmak, güçlendirmek
revive -- yeniden hayata döndürmek
revolve -- kendi etrafında dönmek
riddle -- bilmece, muamma
ridicule -- alaya almak, komik duruma düşürmek (ridiculous --
gülünç derecede saçma)
rigid -- kaskatı, esnemez, bükülmez (isim: rigidity)
rigorous -- sert, şiddetli, kuvvet ve gayret uygulayarak
riot -- kargaşalık, ayaklanma, çalkantı, sokak gösterisi
ripe -- olgun, olgunlaşmış
rival -- rakip (isim: rivalry) (ticari rekabet için
"competition")
roar -- kükremek, gürlemek
rudimentary -- henüz gelişmemiş, başlangıç dönemlerinde
ruin -- 1. mahfetmek, harab etmek; 2. harabe
rumour -- söylenti, kulaktan kulağa yayılan şey
runaway -- kaçak (fakat, runway = uçak pisti)
rush -- aceleyle, hücum eder gibi koşmak veya hareket etmek
rust -- pas (rusty = paslı)
rustic -- köy ve kır hayatına ilişkin
ruthless -- acımasız, zalim |
|
|